11 Günde 1000 TL harcadığımız Balkan Turu

Belgrad

3 ay önce kişi başı 450₺ ye aldığımız biletler ile bir maceranın başlangıcını yaptık. En ucuz gidiş ve dönüş biletlerini almamız sebebiyle 11 günlük bir tatil bizleri bekliyordu. Çok uzun bir zaman önce biletleri almamız sebebiyle son 10 gün kalana kadar olayım ciddiyetinin farkına varamamıştık. 15 gün önce yola çıkacağımız arkadaşlarımızla oturup bir rota oluşturup tüm zamanımızı planlayıp her anı değerlendirmek istedik. 2 gün orada 3 gece şurada diye rotayı çizmeye başlamışken bu yılbaşına farklı bir ülkede gireceğimizi bilmenin heyecanıyla acaba nerede geçirsek, neresi daha iyi olur derken rota defterini kapatıp tüm gezimizi akışına bırakmaya karar verdik. Belli olan tek şey 4 adet Belgrad uçak biletimiz ve Belgrad’da 2 gece kalacağımız Airbnb’den tuttuğumuz evimizdi. Büyük gün geldi. 26 Aralık’da 1.5 saatlik yolculuk sonrasında Nikola Tesla havalimanına ulaştık. Pasaport kontrollerini sıkıntısız geçtik. Burda size vereceğimiz en büyük tavsiye pasaport geçerlilik sürenizin dönüş tarihinize en az 7-8 ay olmasına dikkat etmeniz olacak. Havalimanındaki exchange ofisinde şehir merkezine gidecek otobüs için 10€ bozdurduk. Şehir merkezi için 72 ya da A1 nolu otobüslere biniliyor. 72 nolu otobüs A1’e göre daha uzun sürüyor bu sebeple A1 nolu otobüs biletinden daha uygun. Bizim tercihimiz ise 300 dinar vererek 72 nolu otobüs ile 1 saat süren bir yolculukla şehir merkezine gitmek oldu. Kiraladığımız evin şehir merkezine çok yakın olduğu için çevrimdışı haritalar sayesinde kolayca eve ulaştık. Tatlı ev sahibimiz tüm misafirperverliği ile bizi karşıladı. Çantalarımızı bırakıp evde kısa bir mola vererek dinlendik. Şehri keşfetmek için içimiz kıpır kıpırdı. Çok oyalanmadan kendimizi Belgrad sokaklarına attık. Her yeri güzel yapılar ve binalar ile sarılmış sokaklarda tüm anlarımızı fotoğraflayarak yemek yiyebileceğimiz yer olarak KFC’yi tercih ettik. Kişi başı 450-600 dinar ile sınırsız içecek ve doyurucu menüler ile tıka basa doyduk. Havanın dondurucu soğuğuna rağmen her bir sokağı bilmeden gezmek oldukça keyifliydi. Şehrin merkezinde adım başı exchange ofisi göreceksiniz. Biz de birine girip bir miktar daha para bozdurarak sıcak kahvelerimizi yudumlamak adına bir kafeye girdik. Sınırsız wifi ve sıcacık kahvelerimizle bir sonraki günün gezi planını yaptık.

2.gün turumuza başlamadan merkezde yer alan Red Bread’de güzel bir kahvaltı ile güne başladık. Bu mekanla ilgili yorum ve tavsiyeleri gitmeden önce okumuştuk. Fazlasıyla lezzetli olması med edildiği için tercihimizi Bella Italia tostlarından yana kullandık. Türk olduğumuzu anladıkları için bize içecek olarak hemen çay önerdiler. Çay demişken tavşan kanı bir çay gelmediğini söylemek isteriz 🙂 Her mekanda olduğu gibi otur oturmaz wifi şifresini sorduk. Masadaki kişi sayısı kadar şifre ve kullanıcı adı olan küçük kağıtları bize verdiler. Bu şifreler ile 1 saat boyunca internet kullanımı yapabiliyorsunuz. 10-15 dk içinde tostlarımız geldi. Tostu servis ederken yanına bir parça patates cipsi ile servis yapıyorlar. İlk bakışta çok doyuracağını düşünmesek de ekmeğinin ve içinin inanılmaz doyurucu olduğunu ve gelen 4 parçadan sonuncusunu yerken epey zorlanacağınızı söyleyebiliriz. Şehri gezmeye ilk olarak Kalemeydan Park’ı ile başladık. Parkın içerisinde bir tane hayvanat bahçesi bulunuyor. Hiç bir canlı dostumuz kafeste değil bunu ayrıca belirtmek isteriz. Biz içeriyi gezmedik ama dilerseniz bu güzel ormanı gezip sevimli dostlarımızı görebilirsiniz.

Ardından Tuna ve Sava nehrinin birleştiği yeri ayaklarınızın altında görebileceğiniz kalenin tepesine tırmandık. Kalenin bazı yerlerinde restorasyon yapılsa da çok iyi ayakta durduğunu söyleyebiliriz.

Birkaç güzel anı burada ölümsüzleştirdikten sonra Stambol kapısı olarak adlandırılan İstanbul kapısında geçerek çıkışa doğru geldik. Parkın içerisinde güzel bir kafe bulunuyor. Sıcak şarap ile doğanın içinde kısa bir mola verebilirsiniz. Macarlar tarafından yapılan Zindan kapısı da oldukça görkemli atmosferi ile kaleye giden yolda sizi karşılamakta. Kış olması sebebiyle kalenin içindeki seyir tepesinde bulunan kafe kapalıydı ama yazın giderseniz mutlaka oturup manzaranın tadını çıkarmalısınız. Kalemeydan parkı sonrasında Nikola Tesla müzesine doğru yola çıktık. Uzun bir yürüyüş sonrasında Nikola Tesla’ya ulaştık fakat seansı kaçırmamız sebebiyle bir sonraki seans için 1 saat beklemek istemedik. Havanın dayanılmaz soğukluğuna uzun süre dışarı kaldığımız için dayanamayıp sıcak bir şeyler içmek için kafeye oturduk. Kafelerde ve diğer mekanların çoğunda içeride sigara içilebiliyor. Bu sırada ertesi gün evden ayrılacağımız için yeni rotamız için plan yapmaya başladık.

Bir sonraki maceramız Montenegro’ya doğru olacaktı. Montenegro’ya tren, otobüs ve uçak ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz yurtdışında tren yolculuğunu deneyimlemek istediğimiz için kafeden kalkıp doğruca tren biletlerini almak için tren garına yola çıktık. Şehir merkezi ile Belgrad Railway Station arasında epey bir mesafe var. Şehirdeki pembe taksiler diğer taksilere göre daha ucuz olması sebebiyle yoldan bir taksi çevirmeye çalıştık fakat o yöne gitmediğini söyleyerek bizi almadı. Pembe de olsa çok güvenmediğimiz taksi seçeneğinden vazgeçip şehri bir ucundan diğer ucuna yürüyerek fethetmeye devam ettik. Sora sora Bağdat’ı bulurcasına ıssız ve şehirden uzakta tren istasyonuna ulaştık. Tren istasyonunda görevli kadın bilet konusunda sıfır bilgi ile gitmemize rağmen çok yardımcı oldu. Tren bileti için yataklı ve koltuklu vagon olarak 2 tercihiniz bulunuyor. Bizim tercihimiz ise 4 yataklı vagondan yana oldu. Kişi başı 27 euro(3384 sırp dinarı) ödeyerek biletlerimizi Topcider’dan kalkıp Podgorica’ya gidecek tren için aldık. Biletleri sırp dinarı ile ödeme yaparak alabiliyorsunuz. Bilet gişenin yanında bulunan exchange machine’den eurolarınızı sırp dinarına çevirebilirsiniz. Tren, gün içerisinde bir sabah 9:00 da bir de akşam 21:00 da kalkmakta. Biz Belgrad’da bir gün daha geçirebilmek için akşam seferini tercih ettik.

Montenegro (Karadağ)-Podgorica

3.Gün çantalarımızı sırtlanıp evden ayrıldık. Kahvaltı, sokaklar, kafeler derken saat giderek yaklaşmıştı. Topcider’a gidecek olan tramvaya binerek 5 durak sonra son durak olan Topcider tren istasyonuna ulaştık. Çevrede küçük bir market ve sadece sefer saatlerinden 1 saat önce açılan bir cafe bulunuyor. Bu sebeple gelmeden önce yol için yiyecek alışverişini tamamlamanızı öneririz. Tren kalkış saatinden 10 dk önce gara ulaştı ve vagonumuza yerleştik. Yol boyunca inanılmaz manzaralar şahit olduk. Bunlardan en güzeli ise tren Podgorica’ya ulaşmadan yarım saat önce dağların en tepesinden akan yollardı.

11 saat sonra 4.günün sabahına Podgorica’da uyandık. Keskin bir soğuk hava bizi karşıladı. Gelmeden bir gün önce Airbnb’den ayarladığımız Podgorica merkeze 5 dk mesafede olan evimize ulaştık. Bu kez daha küçük ama bahçeli bir evimiz vardı. Podgorica Montenegro’nun başkenti fakat bir başkent’ten beklenilenin tam aksine oldukça bakir bir şehir olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir yer ile karşılaşacağımızı düşünmeden tamamen merkeze yakın olmak istediğimiz için tercih ettik. Eğer Montenegro’ya gelirseniz kalacak şehir seçiminizi Kotor ya da Budva’dan yana kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Podgorica’daki insanların Belgrad’dan daha yardımsever olduğunu söyleyebiliriz. Belgrad’da olduğu gibi hesabı tek bir elden değil ayrı ayrı ödeyebiliyorsunuz. Böyle durumlarda eğer grup olarak seyahete çıkıyorsanız vereceğimiz en iyi tavsiye bir kişiyi kasa olarak belirleyip harcayacağınız paraları onda birleştirmek işinizi kolaylaştıracaktır. Montenegro’da para birimi olarak euro kullanılıyor. Yola çıkmadan önce paranızı euroya çevirmeniz sizin için daha avantajlı olacaktır. Eve yerleştikten sonra karnımız aç olduğu için şehirde güzel bir pizza ile karnımızı doyurduk. Daha önce bu kadar lezzetlisini yemediğimizi söyleyebiliriz. Fiyatlar ise oldukça makul. Yemek sonrası şehri keşfe çıktık. Pazar günü olması sebebiyle neredeyse tüm market ve kafelerin kapalı olduğunu söyleyebiliriz. Sokaklarda ise kimseler yoktu. Böyle olunca eve gidip rahat bir uyku ile akşama kadar dinlemeyi tercih ettik. Akşam ise yılbaşının yaklaşması nedeniyle sokakla cıvıl cıvıl olmuştu. Güzel bir akşam yemeği sonrası sıcak bir kafede sıcak çikolata ve kahvelerimizle geceyi sonlandırarak eve döndük.

Kotor

5.gün Kotor’a gitmek için yola çıktık. Otobüs biletlerin pahalı olması sebebiyle şehir merkezinden benzin dahil 50 euroya araba kiralayarak Kotor’a doğru yola çıktık. 1.5 saat sonrasında sahil şehri Kotor’a ulaştık. Tüm gün için otoparka 3 euro ödedik. Gelir gelmez şehrin eşsiz mimarisi, uzun ve dar sokakları sizi karşılıyor.

Bırakın biraz bu güzel sokaklarda kaybolup Kotor’un tepesine tırmanıp kendinizi sessizliğe ve eşsiz manzaraya bırakın 🙂 Keyifli bir gün sonrası Podgorica’ya dönüp aracı teslim ettik.

6.günümüzde yılbaşına Makedonya’da arkadaşlarımızın yanında girmek için bilet bakmaya başladık fakat yolun epey uzun sürecek ve maliyetli olması sebeiyle Makedonya rotamızdan vazgeçip yılbaşına Podgorica sokaklarında girdik. Yılbaşından bir sonraki günde tren seferi olmaması sebebiyle Belgrad’a dönüş yapamadık. Bir sonraki gün seferlerin başlamasıyla tren biletimizi alıp gece tren yolculuğu ile en sevdiğimiz şehir Belgrad’a geri döndük.

Doyamadığımız ve gezemediğiz yerler için 4 koca gün bizi bekliyordu. Dolu dolu son kalan günlerimizi de geçirerek 11.günün sonunda İstanbul’a geri döndük. Son olarak sizlere vereceğimiz en güzel tavsiyelerden biri hayatı ertelemeden yaşayın ve her şeyi yaşıyorken yapın!

Etkinlik hakkında yorum yap